DOLAR
32,3359
EURO
34,5047
ALTIN
2.454,23
BIST
9.814,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik
Parçalı Bulutlu
30°C
Bilecik
30°C
Parçalı Bulutlu
Salı Az Bulutlu
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
25°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Hafif Yağmurlu
13°C

TÜRK EĞİTİM-SEN BİLECİK İŞ BIRAKTI !

Türk Eğitim Sen İl Binasından, pankartlarla Cumhuriyet Meydanına geçen Türk Eğitim Sen üyeleri, burada düzenlenen basın açıklamasında iş bırakma eylemi gerçekleştirdiklerini belirttiler.

Şube Başkanı Ömer Yel basın açıklamasında şunları söyledi;

Bugün, milli eğitimdeki haksızlıklara, hukuk tanımazlığa, adam kayırmalara karşı

isyanın doruğa çıktığı gündür.

Bugün, Hz. Ömer adaletini elinin tersiyle itenlere, milli eğitimde ayrımcılık kokan

uygulamalara, yılların emeğiyle elde edilmiş makamların yandaşlara, torpillilere, sırtı kalın

olanlara peşkeş çekilmesine “dur” denildiği gündür.

Bugün, eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarının tırpanlanmasının,

öğretmenlerin itibar kaybetmesine neden olan uygulamaların, akademik zam sözü

verilmesine rağmen bu sözünün arkasında durmayanların, çalışanlara enflasyon farkını

dahi çok görenlerin, gelir dağılımındaki adaletsizliğin protesto edildiği gündür.

24 Eylül tarihinde yani bugün tüm Türkiye genelinde sendikacılığın evrensel asgari

standartlarını karakterinde taşıyan bütün sendikaların da desteğiyle iş bırakıyoruz.

Okullarımızda bugün ziller çalmıyor, eğitim çalışanları işbaşı yapmıyor.

Bugün yandaş yönetici atamalarına hayır demek için,

Sendikamızın nöbet ücretleri ile ilgili 6 saat ek ders talebinin yerine getirilmesi için,

Eğitim çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları için,

İlk defa alamadığımız enflasyon farkı için,

Üniversite çalışanlarının ekonomik ve sosyal hakları için,

4/C’lilerin kadroya alınması için,

Taşeronlaşmaya karşı durmak için,

Akademik zam sözünün yerine getirilmesi için,

Özel okulları teşvik edip, imkânsızlıklarla cebelleşen devlet okullarına üvey evlat

muamelesi yapıldığı için,

Öğretmenlerin ve diğer eğitim çalışanlarının kaybettiği itibarları için,

Daha demokratik üniversite için alanlardayız!

Bilindiği gibi okullarda yöneticiler birer birer tasfiye ediliyor. Bilgisi, birikimi, ödülleri

ve başarıları ile adından söz ettiren, okulu TEOG’da, üniversite sınavlarında başarılı olan,

öğrenciler, öğretmenler ve veliler tarafından takdirle karşılanan, canını dişine katarak

okulunu zirveye taşıyan okul müdürlerinin sırf siyasi iktidarın kapı kulu olmadıkları için, sırf

MEB yetkilileri istemediği için görevlerine son verildi.

Değerli basın mensupları;

Milli eğitimde yaşanan sorunlar sadece kadrolaşmayla ilgili değildir. Eğitim

çalışanları angarya görevlerle mağdur edilmektedir. Şöyle ki; öğretmenlerin nöbet hizmeti

bulunmaktadır. Ancak asıl işi eğitim hizmeti olan öğretmenler, sorumluluğu çok geniş olan

nöbet hizmetinin karşılığı olarak ek bir ücret alamamaktadır.

Bu durum hem iç hukuka ve uluslararası mevzuata hem de hakkaniyet anlayışına

aykırıdır. Sendikamızın nöbet ücretleri ile ilgili olarak uzun zamandır ortaya koyduğu bir

talebi vardı. Bu talep, öğretmenlerimizin okulda yürüttükleri nöbet hizmetleri karşılığında 6

saat ek ders talebiydi. Hatta bununla ilgili dilekçeler hazırladık ve bu dilekçeleri MEB’e

gönderdik.

Aradan geçen sürede bu talebe kulak verilmedi. Çünkü MEB çok daha mühim (!)

işlerle uğraşıyor. Mesela kadrolaşıyor, mesela öğretmenleri okul okul sürmeye

hazırlanıyor, mesela eğitim çalışanlarının haklarını nasıl tırpanlarım diye düşünüyor…

Öğretmenlerin, akademisyenlerin ve diğer tüm eğitim çalışanlarının ekonomik ve

sosyal hakları da giderek zafiyete uğramaktadır. Oysa bir toplumun ancak ve ancak eğitim

ile kalkınabileceği göz önüne alındığında; eğitim çalışanlarının, üniversite çalışanlarının

ekonomik ve sosyal haklarını dünya ülkeleri seviyesine çıkarmak, onların insanca

ücretlerle yaşamasını sağlamak bu ülkeyi yönetenlerin en asli görevlerinden biridir.

Ancak ülkemizde bazı kesimler el üstünde tutulurken, zenginliklerine zenginlik

katarken, eğitimin temel unsurları yok sayılmaktadır. Bildiğiniz gibi 2013 yılında yapılan

skandal olarak nitelendirdiğimiz bir toplu sözleşme dönemi geçirdik. Çalışanlar, Temmuz

ayında zamlı maaş alamamış, 2014 yılında sadece 123 TL, 2015 yılı için ise yüzde 3+3

zamla yetinmek zorunda kalmıştır.

Çalışanlar, 2014 yılında enflasyon farkı alamadıkları gibi, aile ve çocuk yardımlarına

artış yapılmamış, ek ders ücretleri yerinde saymıştır. Kısacası 2014 ve 2015 yılları

öğretmenler, akademisyenler, hizmetliler, memurlar, teknisyenler, üniversite çalışanları

v.b. eğitim çalışanları için kayıp yıllardır.

Eğitim çalışanlarına ve diğer memurlara küçük artışları bile çok gören, enflasyon

zammı yapmaktan kaçan, eğitim-öğretime hazırlık ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarına

verilmesi talebimizi elinin tersiyle iten, akademisyenlere zam sözü verilmesine rağmen;

aylardır bu sözün gereğini yerine getirmeyenlerin sıra hâkim ve savcılara gelince sırf oy

devşirmek için kesenin ağzını açması hangi ahlaki yönetim anlayışına sığar?

Değerli basın mensupları…

Eğitim çalışanları toplumda giderek itibar kaybetmektedir. Özellikle öğrencilerin

kendilerine rol model aldığı öğretmenlerimiz, artık Bakanlığın yanlış politikalarından

dolayı değersizleştirilmekte ve etkisizleştirilmektedir. Öğretmeni cezalandıran, öğrenci

üzerindeki etkisini azaltan, öğretmenleri yoksullaştıran, onların özlük haklarını tırpanlayan

uygulamalar toplumdaki saygınlıklarının azalmasına neden olmuştur.

Taşeronlaşma almış başını gitmektedir. Kamuda taşeron çalışan insanların sayısı

2002 yılında 10 bin civarında iken, bugün belediyelerde dahil edildiğinde 2 milyon 500 bine

ulaşmıştır. Maliyetleri düşürmek, ucuz ve iş güvencesiz insan çalıştırmak anlamına gelen

taşeronlaşma çalışma hayatını tehdit etmektedir.

AKP iktidarı döneminde tavan yapan taşeronlaşma insan sömürmenin diğer adıdır.

İktidar yaptığı düzenlemelerle taşeronlaşmayı meşrulaştırmakta, devlet memurluğu

kavramının yerine koymaya çalışmaktadır.

Amaç çok açıktır: İş güvencesiz taşeron memur modeli çalışma hayatına

yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Taşeronlaşma ne yazık ki eğitim hayatına da

bulaştırılmıştır. Okullarımızda hizmetli personel sayısı çok yetersizdir. Bazı okullar ödenek

yetersizliği dolayısıyla hizmetli personel bile çalıştıramazken, bazıları da temizlik hizmetini

taşeron firmalardan almaktadır. Oysa hizmetli personel eğitim hizmetinin asıl unsurlarıdır

ve bu personelin kesinlikle kadrolu olarak istihdam edilmesi çok önemlidir. Hizmetli ve

memurlarımızın yıllardır biriken sorunlarını çözmek, başta görev tanımı ve görevde

yükselme taleplerini karşılamak dururken, taşeronlaşmanın bu alana kadar genişlemesi

MEB adına büyük bir vahamettir.

Görüldüğü üzere eğitimin tonlarca sorunu ve bu sorunları çözmekten uzak bir

siyaset anlayışı bulunmaktadır. Eğitimine önem vermeyen, eğitimcisini siyasi ihtirasları

uğruna bir kalemde harcayan, katılımcılık yerine, “benim dediğim olacak” anlayışını dikte

ettiren, nitelikli eğitimi sağlamak yerine kendisi gibi düşünmeyenlere ayak kaydırma

operasyonu yapanlar, bugün MEB’i batağa saplamıştır. Bizim amacımız üzüm yemektir.

Hiçbir tavrımızı siyasi mülahazalarla ortaya koymuyoruz. Tek derdimiz eğitim çalışanlarının

daha huzurlu ve eğitim hizmetinin verimli olmasıdır. Kim yaparsa yapsın doğruların hep

destekçisi olacak; kimden gelirse gelsin yanlışların karşısına kaya gibi dikileceğiz.

Sendikamızın bu eylemi bir uyarı niteliğindedir. Bu ülkeyi yönetenler aklını

başına almalıdır. Aksi taktirde bu eylemlerimiz bir son olmayacak, sürekli eylemlilik

süreci başlatılacaktır. En kısa sürede taleplerimize cevap bekliyoruz, alacağımız cevap

eylemlerimizi de şekillendirecektir. Biz sözümüzü söyledik, duyan duymayan kalmasın!

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Ömer YEL

Şube Başkanı

DSC0395-1024x680 (1)

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.