Belediyeler halkın günlük yaşamını kolaylaştırmak ve yaşam kalitesini artırmak için altyapı, temizlik, planlama, sosyal hizmet ve kültürel faaliyetler üretmekle yükümlüdür.
Gelirleri ise merkezi bütçeden nüfusa göre Türkiye genelinde toplanan vergilerden bir pay alır, bu paydan kurumun borcu varsa düşülür kalanı yönetime gönderilir örneğin vergi borcu varsa yani kurumlara olan borç mahsup edilir kalan yönetime gider ek olarak ödediğimiz çevre temizlik, emlak vergisi, harçlar, bağlı şirketlerden gelirler diyeceğim diyemiyorum, gelmiyor çünkü. Geçen sene için merkezi bütçeden yaklaşık 472 milyon Türk Lirası pay aldığı görülüyor belediyenin. Bu paraya ödenen vergiler dahil değil.
Buraya kadar anladık. Belediyeler bizim için var, gelirleri de bunlar. Peki 85 bin nüfuslu bir il belediyesi istihdam ofisine dönüşmeseydi standartlarda kalınsaydı, birimler işini yapsaydı keyfi uygulamalardan doğan kamu zararı halka yüklenmeyip sorumlulardan tahsile gidilseydi, maliyetler doğru hesaplansaydı, sosyal tesislerde 1 lira kazanmak için 6 lira harcanmasaydı, fütursuz harcamalar hediye altınlar, fularlar dağıtılmasaydı ne olurdu.
Sayıştay incelemelerinden bahsediyorum, tespitlerden, kronikleşmiş hatalardan kayıp mülklerden, rücu ettirilmeyen tazminat ödemelerinden, son ödenmek zorunda kalınan tazminatlardan ve tabii ki yatırımlardan: personel almak zorundayız proje üretiyoruz denilen yatırımlardan, koca yıl 10 milyonluk şehre yatırım yapılmış kalanı personel gideri diyeceğim o ki bizler daha çok sarsılırız bu anlayışla amortisörleri kontrol ettirin.
Her pazar buradayız, müfettiş değilim, iç denetçi hiç değilim işin güzel yanı da gazeteci değilim burnum koku almaz ama çok iyi rapor okurum. Partizanlığın, fanatizmin bizleri getirdiği nokta. Yazıları yorumlara kapatacağım raporlar üzerinden konuşuyorum, kahvehane sohbeti değil bunlar. Meraklanmayın tüm partilerin iştiraki var hatalarda, sayıştay ayırmamış bu a partisinden ya da b partisinden bu kusuru da es geçelim dememiş. Buyurun başlıyoruz: Önümüzdeki pazar kayıp mülkler…