Geçtiğimiz günlerde Bilecik Belediye Meclisi’nden öyle bir “müjde” koptu ki, sanırsınız belediyenin arka bahçesinde petrol bulduk. Sayın Başkanımız kürsüye çıkıp göğsünü gere gere o sihirli cümleyi kurdu: “Yıllardır sorun haline gelen AVM’nin borcunu ödedik ve artık bitirdik”. Alkışlar, kıyamet… “Bilecik’in kanayan yarası kapandı” diye manşetler atıldı.
Peki, bu “büyük finansal deha” örneği nasıl gerçekleşti dersiniz? Kasada biriken paralarla, ince ince işlenmiş bir tasarruf planıyla mı? Elbette hayır! Bütün bu kahramanlık hikayesinin altından şaka gibi bir gerçek çıktı: 21 Şubat 2025’teki meclis toplantısında apar topar alınan 100 milyon liralık banka kredisi!
Bize müjde diye yutturulmaya çalışılan şey, meğer faiziyle beraber Bilecik halkının sırtına yüklenen devasa bir banka borcuymuş. Üstelik bu krediyi kullandığımız için en az 35 milyon TL fazladan faiz ödeyeceğimizi bizzat kendileri aylar öncesinden meclis tutanaklarına geçirmişti. Yani borcu falan bitirmedik; müteahhidin cebine girecek parayı bankaya bol faiziyle transfer edip bir de üstüne “başardık” diye kutlama yaptık. Gerçekten harika bir vizyon, ayakta alkışlıyoruz!
Ama durun, bitmedi! Hani mecliste “Otobüs almaya, toplu taşımaya da bütçemiz mevcut” diye bir de caka satıldı ya. İnsan dışarıdan bakınca “Vay canına, hem devasa AVM krizini kendi ceplerinden çözdüler hem de üstüne otobüs alacak para arttırdılar” sanıyor.
Kazın ayağı öyle değil. O böbürlenerek anlattıkları “mevcut bütçe” dedikleri şey de 5 Ocak 2026’da meclisten geçirdikleri 126 milyon liralık yepyeni bir iç borçlanma yetkisinden ibaret. Anlayacağınız, dünün enkazını krediyle örtüyoruz, sokağa çıkacak minibüsü bile krediyle alıyoruz, sonra da çıkıp “vizyoner belediyecilik destanı” yazıyoruz.
İşin en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Yüz milyonlarca lira borca girip “kurtardık” dedikleri, uğruna hacizlerle boğuştukları o meşhur AVM binası, meğer yangın yönetmeliğine bile uymuyormuş.
Evet, yanlış duymadınız. Dünyanın borcuna girip tapusunu aldığımız bina şu an kullanılamıyor. 25 Haziran’da oturup bu binayı yasal standartlara uydurabilmek için bir daha proje ihalesine çıkacaklar. Yani bu kara deliğe para akıtmaya tam gaz devam edeceğiz.
Öte yandan, yasalar gereği bütçenin yüzde 10’u gibi oranlarla sınırlı olan yasal borçlanma limitlerimizi de bu geçmişin defterlerini kapatmak uğruna ağzına kadar doldurduk. Nitekim Sayın Başkan da “İsterdim ki bu kaynakla yayalaştırma çalışmalarını başlatalım, Cumhuriyet Meydanı gibi projeleri hayata geçirelim” diyerek, kentin geleceğindeki vizyon projelerin şimdilik nasıl hayal olduğunu kibarca itiraf etti.
Ezcümle; ortada şapkadan tavşan çıkaran bir ekonomik hamle ya da kutlanacak bir “müjde” falan yok. Ortada; geçmişteki basiretsizlik skandallarının faturasını bugünün banka kredileriyle kapatıp, süslü cümlelerle Bilecik halkının geleceğini ipotek altına alma “başarısı” var.
Ne diyelim; borcu borçla kapatıp halay çektiğimiz bu eşsiz ekonomi modeli Bilecik’e hayırlı olsun!