DOLAR 7,9020
EURO 9,3079
ALTIN 483,06
BIST 1.205
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik 17°C
Sağanak Yağışlı

Şehit Piyade Teğmen Mustafa Bayrakdar’ın Öğretmeni Yazdı

Şehit Piyade Teğmen Mustafa Bayrakdar’ın Öğretmeni Yazdı
04.03.2020
A+
A-

Şehit Piyade Teğmen Mustafa Bayrakdar’ın Öğretmeni Yazdı. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fiziki Coğrafya Bölümünden Profesör Dr. Nurfettin Kahraman, öğrencisi Bayrakdar ile yaşadığı anısını da konu alan duygu dolu yazısı yürekleri dağladı.

Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi’de Coğrafya Bölümünü okuduktan sonra Piyade Teğmen olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alan Mustafa Bayrakdar Suriye’nin İdlip şehrinde Türk Silahlı Kuvvetlerine düzenlenen hain saldırıda şehit olan 33 kahraman askerimiz arasında yer alıyordu.

Hatay ilinin Antakya ilçesinden Mustafa Bayrakdar Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Coğrafya Bölümünü bitirmişti. Daha sonra Piyade Teğmen olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev alan Mustafa Bayrakdar’ın Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fiziki Coğrafya Bölümünden Öğretmeni Profesör Dr. Nurfettin Kahraman, öğrencisinin şehit olduğunu duyduktan sonra bu yazıyı paylaştı;

Saygıdeğer Hocamız Prof.Dr. Nurfettin Kahraman’a yazısını yayınlamamıza izin verdiği için teşekkür ediyoruz.

MUSTAFA

Bir akşam vaktiydi. Ofis olarak kullandığımız prefabrik binadaki odamın kapısını çalan iki öğrencimin sorularına karşılık verdikten sonra, konuşmalarına, davranışlarına dayanarak ertesi gün Orta Sakarya Vadisi’nde yapmayı düşündüğüm arazi etüdüne beraber gitmeyi teklif ettim. Sevinçle, katılabileceklerini, bundan dolayı çok mutlu olduklarını dile getirdiler. Ertesi sabah erkenden gideceğimiz yöreyi iyi bilen bir arkadaşı da alarak araziye gittik. O gün akşama kadar dağ tepe dolaştık. Çok özel bir gündü. Öyle ya, sürüsünden ayrılmış bir kurt bize o gün hiç ummadığımız bir serenat da yapmıştı. Güzel başlayan gün, finali daha güzel olan bir zaman parçasına dönüşmüştü!..

Kim derdi ki, o gezide bana eşlik eden Mustafamız emperyallerin kurduğu küresel bir tuzakta hayata veda edecek… Kim bilebilirdi?

Şehadetin kutlu olsun Mustafa. Sevenlerine, ailene Rabbim sabırlar versin.

Aşağıdaki hatıra, daha öncede burada paylaşılmıştı. O günlük notun kahramanlarından Mustafa’nın aziz hatırası adına eklemek istedim.

KURT

“İki yıl önce, Ekim ayının sonları. İki öğrencimle beraber Orta Sakarya vadisinin uçurumlarla bezeli kuzey yamaçlarında, volkanik oluşumlarla ilgili bir yüzey araştırması yapıyoruz.

Hava kapalı. Yamaçların üst kesimlerinde sis, her şeyi perdeliyor. Zaman zaman hafif çiseli hava, ıslanmamıza sebep oluyor.

Değişik boyutta malzeme ile kaplı bir sel yatağında ağır aksak yürüyorum. Dere yatağına indiğimden beri duyduğum uluma, bir noktadan sonra oldukça yakından gelmeye başladı.

Ağaçlar, çalılar arasından ulumanın geldiği yeri kestiremiyorum.

Yatak boyunca yürüdükçe yükseliyorum.

Dere yatağının iki kola ayrıldığı yerde ağaçlar ve çalılıklar kesildi. Ortada çıplak bir sırt, oldukça dik bir meyille yükseliyor.

Uluma sesi iyiden iyiye yakından gelmeye başladı. Sesin bir kurt uluması olduğunu ancak o noktada anlayabildim. Geri dönüp öğrencilerimin nerede olduğunu görmeye çalıştım.

Benden daha aşağılarda, eski bir köyün harabelerinin yayıldığı teraslanmış yamaçlarda curuf örnekleri topluyorlar.

Bize eşlik eden Tuzaklı Köyü’nden Muhsin’de onlara yakın bir noktada, aynı örneklerden toplamaya çalışıyor. Yamaçtan inen rüzgar kurdun bulunduğu yerden, bana doğru esiyor. Onu henüz göremedim ama ulumasından oldukça yakın bir yerde olduğunu anlıyorum.

Kurdu görebilmek için bulunduğum dere yatağından batıdaki yamaca ses çıkarmadan tırmanmaya çalıştım. Bunu biraz da öğrencilere yaklaşmak için yaptım. Öğrencilerim kurdu görmüş olmalılar ki, onlarda bana doğru geliyorlar.

Biraz yükselip ulumanın geldiği yamaca baktığımda, kurdu gördüm. Bizden yüz metre kadar yüksekte, bir ardıcın altında ön ayakları üzerine dikilmiş, başını üstünden kayıp geçen sislere doğru kaldırarak ara ara uluyor. Ben, bizi görürse kaçar diye düşündüğüm kurt, umursamaz biçimde ulumasına devam ediyor. Bizi ve etrafında olup biten her şeyi gördüğünden eminim.

İhtiyatlı davranışlarımızı bir kenara attık. Bağıra çağıra kurdu birbirimize gösteriyoruz. O bütün varlığı ile sanki kendini ulumasına kaptırmış, üstünden geçen her sis kümesine ulumalarında gizlediği şarkısını yüklüyor…

Kırçıl beyaz, vücut ölçüleri ile gösterişli bir görüntüsü var. Seyrine doymak zor. Her uluması solo. Kulak kabartıyoruz. Hiç bir yamaçtan, tepeden, bayırlardan karşılık alamıyor. Sesi, rüzgar ve çiseli yağmurla Sakarya vadisine doğru savrulup dağılıyor.

Uca dağların başında, belki de kahırlara bezeli şarkıları karşılıksız kaldıkça; o divane aşık gibi, daha bir davudi sesle ulumaya çalışıyor gibi geliyor bana!..

Sis, yamaçtan aşağılara doğru sarkmaya başladı. Sonunda hayranlıkla izlediğimiz kırçıl beyazı kurt, sis perdelerinin arkasında gözden kayboldu. Uluması da sisle beraber kesildi”.

 

prof-dr-nurfeddin-kahraman

Prof.Dr. Nurfettin Kahraman

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.