DOLAR 7,8888
EURO 9,2898
ALTIN 482,94
BIST 1.205
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bilecik 17°C
Sağanak Yağışlı

Bilecik İl Müftüsü Necati Akkuş Yeni Yıl Mesajı Yayınladı

Bilecik İl Müftüsü Necati Akkuş Yeni Yıl Mesajı Yayınladı
28.12.2016
A+
A-

Bilecik İl Müftüsü Necati Akkuş Yeni Yıl Mesajı Yayınladı

 

Yeni Yıl Yenilenmenin Vaktidir..!

 

Farkına varmadan bir miladi yılı daha geride bıraktık. Ve her defasında olduğu gibi yeni bir yıla, yeni umutlar ve beklentilerle giriyoruz. Dünyanın binbir derdi, çilesi, hengamesi, hayatın gaileleri ile zamanın nasıl geçtiği umurumuzda bile olmadan bir koşuşturmadır yaşayıp (yaşlanıp) gidiyoruz.

“Dün” avucumuzun içinden bir kuş misali uçup gitti, “yarın” ise sudaki balık gibi ele geçip geçmeyeceği belli değil.

Klasik ifadeyle;“Zaman su gibi akıp gidiyor”.

Keşke su gibi aksaydı zaman. Belki böylece su gibi onun da önüne bentler, barajlar kurar, biriktirir, ihtiyaç duyduğumuzda kullanabilirdik. Beyhude zayi ettiğimiz, farkında olmadan veya umursamadan hoyratça israfta bulunduğumuz zamanımızı belki fert ve cemiyet olarak yeniden kullanma fırsatı bulur, gerekli değeri atfetmeyi becerebilirdik.

Ama Heyhat! Olmayacak bir temenni, kabul olmayacak bir dua bu. Arap şairin dediği gibi :

“Leyte’ş-şebabü yeûdü yevmen….” “Keşke gençliğim bir gün geri gelseydi de…..”

Mümkün mü?.. Elbette ki Hayır… Sağılan sütün yerine geri dönmesinin artık mümkün olmadığı gibi. Bu da Mümkün değil !!!

Ne gençlik, ne gençlikte sahip olduğumuz güç kuvvet, sağlık sıhhat afiyet, ne de farkına varamadan geçirdiğimiz, altın inci mercan yakut değerindeki o kadar vakit bir daha geri gelmeyecek.

Eski edebi metinlerden hatırımda kalan güzel veciz bir söz var:

“el-yevâkîtu tüştera bi’l-mevâkît, velakin el-mevâkîtu lâ tüşterâ bi’l-yevâkît“ “Yakutlar vakitlerle satın alınabilir, ama vakitler yakutlarla satın alınamaz.”

İşte ölüm gibi inkar edilemez bir hakikat !..

Yani; zaman içerisinde veya vaktinizden harcayarak altın, inci mercan, yakut gibi hazinelerin sahibi olabilirsiniz ; ama dünyanın altın, inci mercan ve yakutunu, varınızı yoğunuzu, servetinizi harcasanız, bir anlık vakti bile satın alamazsınız.

İşte Mukaddes Kitabımız Kuran’ı Kerim’den bu hakikati beyinlerimize çakan ilahi ferman;

Onlardan birine ölüm gelince: “Rabbim! (N’olursun) Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi işler yaparım (zayi ettiğim ömrü telafi ederim).” der. Hayır; bu söylediği sadece kendi (boş,manasız) lafıdır. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar (devam edecek, dönmelerine engel) bir perde (berzah) vardır. (Mü’minun:99-100)

“Düşünseler şunu da anlarlardı ki:Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan başka bir şey değildir.
Asıl hayat ise ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bunu bir bilselerdi!”(Ankebut, 29/64)

Halık- mutlak olan Cenab-ı Hakk(cc) ; Bütün mevcudat ve mahlukat gibi; “zaman”ı da gelip geçici (fani)olarak yaratmış ve biz kullarına bütün diğer nimetler gibi meccanen, yani karşılıksız olarak lütuf ve ihsan hazinesinden, eşi benzeri bulunmaz , zayi edildiğinde ise telafisi mümkün olmayan bir nimet olarak bahşetmiştir.

Bu değerini ve özelliğini vurgulamak için Yüce Mevla, Vel-Asr suresinde mutlak “zaman”a yemin etmiştir. Kuran-ı Kerimde İnsan suresi’nin bir adının da “Dehr” yani zaman olması herhalde insan ile zamanın irtibatına, münasebetine işaret etmek ve bu mevzuda dikkatimizi çekmek olsa gerektir.

Nitekim Hatem’ül-Enbiya Hz. Peygamber Efendimiz (SAV) de:

İki nimet vardır ki, insanların çoğu bunların kıymetini bilmezler; bunlar, sağlık ve boş vakit’tir!” buyurarak bu iki paha biçilmez hazinenin farkına varmamızı tavsiye ediyor.

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes , yarın (ahiret) için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.”(Haşr, 59/18)

Yüce Allah bu ayetinde ise bizleri ahiret yurdu için uyararak, ne yapıp ne yapmadığımızı kontrol etmemizi istiyor. Böylece yaptıklarımızın ahiret gününde durumumuzu belirleyeceğini ve yarın için hazırlanmamız gerektiğini bizlere hatırlatarak uyarıyor. Bir bakıma Rabbimiz bizden muhasebe yapmamızı istiyor.

Ey Allah’a, Resulüne ve ahiret gününe inanıp iman şerefi ile müşerref olmuş bütün müminler! Hep Allah’tan (O’na, O’nun emirlerine karşı gelmekten) korkun. Nifaktan, münafıklardan, küfürden, kâfirlerden, zulümden, zalimlerden ve şeytanın şeytanlığıyla o kötü akıbetine düşmekten sakınıp Allah’ (CC) ın korumasına sığının da, her işinizde O’nun emir ve nehyini tutarak azabından korunun ve her nefis “yarın” için, yani kıyamet günü için ne hazırlamış, Rabbine ne takdim etmiş olduğuna baksın. Hesap sorulmadan önce nefsini muhasebeye çekip kendi hesabına nazar etsin.

Kıyamet gününe “yarın” denilmesinin iki anlamı olduğu ifade edilmiştir.

Birincisi, yarının dünden yakın olması itibariyle kıyamet yarın olacakmış gibi telakki edilerek çalışmaya teşvik etmek demektir

İkincisi de, Rahmân Sûresi’nde geçtiği üzere Allah katında zamanın; birisi teklif zamanı olan dünya devri, diğeri de ceza ve mükafat zamanı olan ahiret devri olmak üzere iki günden ibaret olduğuna işarettir ki, buna göre bugün dünya, yarın ahiret demektir. Bununla beraber âyet, insanın her gün korunmak için yarına faydalı olacak ne iş yaptığını düşünmesinin gerekli olduğunu da hatırlatmaktan uzak değildir. Öyleyse, “Allah’tan korkun!” Bu cümle dış anlamı itibariyle öncekini te’kid etmek için tekrar edilmiş gibi görünmektedir.

Fakat önceki Allah’u Azimü’ş-Şan’ın sevgisiyle emirlerin, vazifelerin yerine getirilmesi; bu ikincisi ise Hakim’ ü Mutlak olan Allah Taala’nın azabı korkusuyla yasaklanan şeylerden, fenalıklardan sakınılması gereğini göstermesi itibarıyla farklılık arz etmektedir. Yani Allah’tan korkun da kötülük yapmayın ve sakınmazlık etmeyin. Çünkü Allah, her ne yaparsanız haberdardır, yarın ona göre ceza veya mükafat verecektir.(Hak Dini Kur’an Dili)

Rasulullah (a.s) buyurdular ki:

“Akıllı kimse, nefsini muhasebe eden ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz de, nefsini hevasının peşine takan ve Allah’tan temennide bulunan kimsedir.” (Tirmizî, Kıyamet 26, )

Akıllı insan, ahiret gününde kendisini ateşten koruyan insandır. Bu da bu dünya hayatının akıllıca değerlendirilmesiyle olur.

İbnu Ömer (r.a) anlatıyor: “Rasulullah (a.s) omuzumdan tuttu ve: “Sen dünyada bir garib veya bir yolcu gibi ol” buyurdu. ”Akşama erdin mi, sabahı bekleme, sabaha erdin mi akşamı bekleme. Sağlıklı olduğun sırada hastalık halin için hazırlık yap. Hayatta iken de ölüm için hazırlık yap.” (Buhârî, Rikak 2; Tirmizî, Zühd 25,)

Akıllı mü’min içinde bulunduğu anın kıymetini bilir ve değerlendirir. Rabbini hiçbir zaman unutmaz, en azından her günün sonunda kendini hesaba çeker.

“Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir”. (Mâide, 105.)

Şimdi; yeni bir yıla girerken bu İlahî ve Nebevî ikaz, emir ve tavsiyeler doğrultusunda akşam yorganı başımıza kefen niyetine çekip “dün” olan ve bir daha yaşama şansını bulamayacağımız koca bir yılı nasıl geçirdiğimizin ve “yarın”olan, süresi belli olmayan yeni yıla nasıl hazırlanmamız gerektiğinin muhasebesini mi yapalım..! Yoksa gene ayni umursamazlık ve aymazlıkla nefsani, şehevi, dünyevi arzu ve isteklerimizin peşinde günümüzü “gün” edip, ebedi ahiret yurdu “yarın” dan bihaber sıradan hayat süren sıradan basit canlılar güruhuna mı dahil olalım..!

Ne dersin ey nefsim..! Ne dersiniz ..! Artık bir karar vermenin zamanı gelmedi mi..?

İşte Rabbimizin biz mü’minlere adeta son Rahmanî ikazı ;

“İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ve korku ile ürpermesinin yumuşamasının zamanı daha gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan bir çoğu fasık (yoldan çıkmış) kimselerdir.”(Hadid:16)

Şairin şu dizelerine kulak vermek belki bu noktada karar vermemizi daha da kolaylaştıracaktır;

Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.

Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.

Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

Cahit Sıtkı TARANCI (Otuzbeş Yaş Şiiri)

Yüce Mevla’dan hayırlı, uğurlu, bereketli bir yıl olmasını, huzur ve emniyetin ülkemizi Alem-İslamı ve dünyamızı sarıp kuşatmasını ve yenilenmemize, kendimiz gelmemize, dirilişimize vesile olmasını niyaz ediyorum.
Necati AKKUŞ / BiLECİK İl Müftüsü

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.