Bilecik’te aynı gün içinde peş peşe çıkan anız yangınları hem doğayı hem de kaynaklarımızı tüketmeye devam ediyor. Merkez Taşçılar ve Yenipazar Katran köylerinde meydana gelen yangınlarda toplam 54 dönüm biçilmiş arazi küle dönerken, ardı arkası kesilmeyen bu vakalar akıllara tek bir çözümü getiriyor: Cezai yaptırımların tavizsiz uygulanması.
Bilecik genelinde tarım arazilerinde meydana gelen yangın mesaisi bir türlü bitmek bilmiyor. 21 Ağustos 2026 tarihinde sadece bir saat arayla iki farklı noktada patlak veren yangınlar, hem havadan hem de karadan yapılan yoğun müdahalelerle kontrol altına alınabildi. Ancak geride küle dönmüş onlarca dönüm arazi ve yok olan doğal yaşam kaldı.
İlk yangın haberi saat 18.00 sularında Bilecik Merkez İlçesi Taşçılar köyü mevkiinden geldi. Henüz belirlenemeyen bir sebeple biçilmiş arazide başlayan yangın kısa sürede büyüyerek yaklaşık 50 dönümlük alana yayıldı. Ekiplerin hızlı reaksiyonuyla bölgeye 3 Jandarma Asayiş Timi, 2 helikopter, 4 arazöz, 2 su tankeri ve itfaiye araçları sevk edildi. Toplam 40 personelin yoğun çabasıyla söndürülen alanda, Orman İşletme Şefliği tarafından adli tahkikat başlatıldı.
Bu olaydan sadece bir saat sonra, saat 19.00 sıralarında bu kez Yenipazar İlçesi Katran köyü mevkiinde alevler yükseldi. Yine biçilmiş bir arazide başlayan ve 4 dönümlük alanı etkileyen yangına; 2 Jandarma Asayiş Timi, 1 helikopter, 2 su tankeri ve itfaiye ekiplerinden oluşan 20 kişilik bir grupla müdahale edildi.
Resmi raporlarda yangınların çıkış nedeni olarak artan hava sıcaklıkları değerlendirilse de, her ne hikmetse sürekli olarak hasadı yapılmış, biçilmiş tarlaların yanması akıllarda soru işaretleri bırakıyor. Doğal yaşam alanlarının kül olduğu, toprakta yaşayan binlerce canlının yok olduğu bu olaylar dizisi “bitmiyor gibi” dedirtiyor.
Devletin helikopterleri, arazözleri, itfaiye erleri ve kolluk kuvvetleri bir avuç kıvılcımı söndürmek için seferber olurken; harcanan emeğin ve kamu kaynağının haddi hesabı yok.
Toprağı korumak için doğrudan ekim gibi modern ve doğa dostu tarım yöntemleri varken, geleneksel alışkanlıkların ve ihmallerin faturasını tüm şehir ödüyor. Uyarıların, bilinçlendirme çalışmalarının ve doğa sevgisinin yetersiz kaldığı noktada acı bir gerçek yüzümüze çarpıyor: Toplum olarak anladığımız tek dil yaptırım ve ceza.
Onca canın gittiği, doğanın tahrip olduğu bu tabloda beklenti çok net; yanan tarla kime aitse, sorumlusu kimse tespit edilip en ağır idari para cezası kesilmeli. Yaptırımlar kağıt üzerinde kalmadıkça ve sorumlular bedelini ödemedikçe, Bilecik’in tarlalarından yükselen bu dumanların sönmesi pek de mümkün görünmüyor.